Anasayfa / Ev-Dekorasyon / Halk Hikayesi Nedir

Halk Hikayesi Nedir

Halk Hikayesi Nedir;
Halk Hikayesi Nedir Halk Hikayesi Özellikleri - Halk Hikayesi Anlamı Nedir - Halk Hikayesi Hakkında - Edebiyatta Halk Hikayesi Terimi

Halk Hikayesi


Tanım: Aşk, kahramanlık gibi konuları, şiir ve düz anlatım olarak, aşıkların saz eşliğinde anlatıp söylemeleridir (düz anlatım içinde yer alan şiirler, saz eşliğinde türkü gibi söylenir).

Halk hikayeleri, hikaye türünün en eski ve ortak (anonim) olanlarıdır. Halk hikayesi anlatmak bir uzmanlık, bir ustalık işidir. Hikayeleri anlatan aşıklara "kıssa-han" da denir. En tanınmışhalk hikayelerimiz arasında, şunlarısayabiliriz: Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber, Köroğlu, Battal Gazi.

Türleri:
Halk hikayeleri kapsamlarına, boyutlarına ve konularına göre şöyle sınıflandırılabilirler:


1 - Kapsamlarına göre

a - Tek bir olay çevresinde örülmüş, basit yapılı, anlatımı yaklaşık bir-iki saat süren hikayeler. Bunlar çoğunlukla, konularınıbir efsaneden, masaldan veya gerçek yaşamdan alırlar.

b - Kahramanları kalabalık ve konuları ardarda sıralanmış olaylardan oluşan, uzun hikayeler. Bunların anlatımlarıbir gece sürdüğü gibi, beşveya yedi gece sürenleri de vardır.

2 - Konularına göre

a - Aşk Hikayeleri

Bu sınıfta yer alan "Aşk Hikayeleri", aşık geleneğinin tüm özelliklerini en iyi yansıtan hikayelerdir. Bunların kahramanları kimi zaman gerçekten yaşamış olan aşıklardır ve hikayenin konusu da onların yaşam öykülerinden alınmıştır.

Örneğin; Aşık Garip, Ercişli Emrah gibi.

Kimi zaman da bu kahramanlar masal, destan, tarih gibi kaynaklardan esinlenerek yaratılırlar. Bu türlerde hayal ürünü ögeler, gerçekçi ayrıntılarla birleştirilerek anlatılır. Örneğin; Yaralı Mahmut, Arslan Bey, Elif ile Mahmut gibi.

b - Kahramanlık Hikayeleri

Konusu kahramanlık olan bu hikayelerin en tanınmışı "Köroğlu" hikayesidir. Doğuanadolu'nun kimi hikayecilerine göre, Köroğlu hikayeleri 24 kol tutarındadır. Ayrıca, Doğu'da, Türkiye dışındaki Türk asıllıuluslarla, öteki kimi uluslar arasında da Köroğlu hikayeleri yaygındır.

Günümüzde giderek işlevini yitiren halk hikayeleri, eskiden uzun kış gecelerinde köy odalarında, düğünlerde, Ramazan gecelerinde kahvelerde anlatılırdı. Hikayenin saz eşliğinde söylenen türküler bölümüne, zaman zaman, dinleyicilerin katıldığı da olurdu.

Belirli bir ustalığa sahip olmalarıgereken halk hikayecileri, bir çıraklık döneminden geçtikten sonra bu işe soyunurlar ve geçimlerini de bu yolla sağlarlardı. Bu halk hikayelerinden bazıları önce taşbasması olarak daha sonraları da matbaa harfleriyle yayımlandı.

Halk hikayelerinin düz anlatım bölümlerini oluşturan olay örgüsü, genelde, derleme olmakla birlikte, saz eşliğinde türkü şeklinde söylenen şiir bölümlerinin yaratıcılarıçoğunlukla bellidir. Bu aşıklar, düz anlatımla şiirleri birleştirerek hikayeyi düzenlerler.

Örnek:
KEREM İLE ASLI HİKÂYESİ

Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Islahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan

Ermeni Keşişinin kızıAslıile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızıoğluna ister. Ke-

şiş, bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet is-

ter ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar.

Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anado-

lu'yu baştan başa gezmesi böylece başlar. Kerem artık yanında sadık arkadaşıSofu (Kerem'in

dilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazıile bir "Âşık" olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladı-

ğına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyen-

ler de... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu

bağlayan karlı, boranlıbellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğ-

radılar mı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allah

onun her dileğini yerine getirir.

Bazışehirlerde Kerem, AslıHan'a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müd-

det birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında ve

Kayseri'de olduğu gibi...

Sonunda Kerem Aslı'sının peşinden Halep'e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa,

Keşişi tehdit ederek kızını Kerem'e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat

kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu

gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir

türlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.

Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kı-

vılcımla tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.

Sevgililerin birbirine kavuşmasıyla sona ermeyen bir macera olduğu için Kerem

hikâyesi toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde eğlence vasıtası olan halk

hikâyeleri arasında, çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz, hattâ

birçok yerlerde bunun anlatılmasını günah sayarlarmış.

Kerem Erzurum'da hasta yatarken, AslıHan'ın üç gün sonra geleceğini haber verir-

ler. O zaman şu türküyü söyler:

Bir han köşesinde kalmışam hasta

Gözlerim kapıda kulağım seste

Kendim gurbet elde gönül heveste

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları duman dildedir

Başım yastıktadır gözüm yoldadır

Aslı hayın yârdır adam aldadır

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları kardır geçilmez

Gizli sırdır her adama açılmaz

Ayrılık şerbeti zehir içilmez

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Felek sen mi kaldın bana gelecek

Akıttın göz yaşım kimler silecek

Kerem'e dediler Aslı'n gelecek

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Kayseri'de musalla taşıüstünde bir cenaze görürler. Kerem cenazeye şunlarısöyler:

Mal sahibi nice gördün halini

Felek pençesine düşmüş gidersin

Beğenmezdin türlü libas giymeyi

Şimdi uryan ceset olmuş gidersin.

Tutmaz idin bir fakirin elini

Sormaz idin yoksulların halini

Haram helâl kazandığın malını

Şu fâni dünyaya dökmüş gidersin.

Malın vardı yükseklerden uçardın

Meclisler kurup da bâde içerdin

Atın binip sağa sola koşardın

Şimdi kara yere koşmuş gidersin.

Dertli Kerem eder nic' olur halim

Bana senden oldu ey kanlı zalim

Hiç vâdeye bakmaz erişir ölüm

Ecel şerbetini içmiş gidersin.
Özet

Atasözleri, fıkralar, halk hikayeleri genellikle düz anlatım şeklinde söylenmiş ve söyleyeni belli olmayan ortak (anonim) halk edebiyatı ürünleridir. Atasözleri kısa, kesin ve yalın bir şekilde söylenirler. Yer yer ölçülü uyaklısöylenenlerine de rastlanır. Kimi atasözleri bir gözlemi bir yargıyıyansıtarak bir sonuç bildirirler. Kimileri de doğrudan öğüt verirler. Yüzyılların deneyimlerinden süzülüp gelen gelenek, görenek ve toplumsal değer yargılarınıgeçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe taşıyan atasözlerinin yol gösterici, öğüt verici, insanları iyiye ve güzele yönlendirici işlevleri vardır. Bir anlatım içinde yeri geldiğinde kullanılmaları, anlatılan duyguyu, düşünceyi güçlendirir ve anlatımı etkili kılar.

Fıkralar; bir konuda ders vermek, bir görüşü, düşünceyi mizah yoluyla anlatmak için kullanılan sözlü halk edebiyatıürünleri olup kahramanlarının belirli olup olmamasına göre sınıflara ayrılırlar. Fıkraların önemli bir işlevleri de toplum yaşamında örtük transaksiyon (imalı iletişim) aracı olarak kullanılmalarıdır. Ayrıca gelenek-görenek yaptırımlarının ve toplumsal baskıların altında ezilen bireye bir çıkış yolu da gösterirler. Halk hikayeleri ise aşk ve kahramanlık gibi konuları, şiir ve düz anlatım olarak, aşıkların saz eşliğinde söyleyip anlatmalarından oluşur. Konularına göre sınıflandırılırlar ve özellikle eskiden, köy ve kasabaların toplumsal yaşamında önemli bir yerleri olduğu görülür.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!